+90.232 399 50 50

ALS Hastalarının Daha Uzun Yaşaması İçin İyi Bakım Şart!

ALS hastalığı hakkında bilgi veren Medical Park İzmir Hastanesi Nöroloji Kliniğinden Uzm. Dr. H. Armağan Uysal, hastaların daha uzun yaşayabilmesi için mutlaka iyi bakılması gerektiğini söyledi.

Hastaların yaşam süresinin, hastalık tanısından sonra genelde 2-3 yıl olduğunu dile getiren Uzm. Dr. H. Armağan Uysal, hastaya çok iyi bakılırsa hastaların yüzde 10’unun 10 yıldan fazla yaşadığını ifade etti.

ALS‘nin hem beyin ve omurilikteki sinirleri hem de omurilikten çıkan sinirleri tutan bir hastalık olduğunu belirten Uysal, “ALS birinci motor nöron ve ikinci motor nöron sinirlerini hasarlayan bir hastalıktır.” dedi.

Hastalığın daha çok 40’lı ve 60’lı yaşlardaki erkeklerde 100 binde 3-4 oranında görüldüğünü söyleyen Uysal, “Dünya üzerinde Guam Adası, Japonya, Hindistan taraflarında normal topluluğa göre daha sık görülüyor çünkü oralarda genetik bir yatkınlık var. Hastalığın neden oluştuğu kısmına gelirsek yüzde 10 genetik yatkınlık diyebiliriz. Kalan yüzde 90’nını ise sporadik diye adlandırıyoruz. Yani başka sebeplerden kaynaklanmaktadır. Başka sebepler net olarak bilinmiyor ancak çeşitli teoriler var. Beynimizde glutamat adında bir kimyasal madde var. Glutamatın fazla olması, sinir hücresinde çok fazla protein birikmesi ya da otoimmünite mekanizmalarının aktive olup hücrelerimize saldırmasıyla ortaya bu hastalık çıkmaktadır.” diye konuştu.

Güç kaybı, kas küçülmesi, titreme

Uysal, hastadan alınan bulgular, muayene ve EMG denilen elektromiyografi cihazıyla hastaya tanı koyulabildiğini söyledi. Kan testi ve beyin MR görüntülemesi yapılarak başka hastalıkların dışlandığını belirten Uysal, “Hastalarda ellerde veya ayaklarda uç kısımlarda ya da biraz daha gövdeye yakın kısımlarda güç kaybı, kas küçülmesi, seyirme, titreme, kas güçsüzlüğüne bağlı düşmeler, nefes darlığı, yutkunma güçlüğü, konuşmada bozulma gibi bulgular varsa hastalar polikliniğe geliyorlar, muayene ediyoruz. Birinci ve ikinci motor nöron bulgularını pozitif olarak saptarsak bu hastalıktan şüpheleniyoruz. Görüntüleme yöntemi, kan tetkiki ve EMG yaparak hastalığa tanı koyuyoruz” şeklinde konuştu.

“Bazen hastalara tanıyı 3-6 ay sonra koyabiliyoruz. Çünkü olası ALS, kuvvetle muhtemel ALS ve kesin ALS gibi çeşitli tanılar var.” diyen Uysal, EMG ve muayene bulgularına göre bu durumun şekillendiğini vurguladı. Hasta eğer kesin ALS ise belirli bir zaman sonrasında dünya üstünde FDA onaylı, glutamat salgısını beyinde azaltan bir ilaç kullanıldığını ifade eden Uysal, “Bu salgının azalmasıyla sinir hücreleri biraz daha korunuyor. Tabii bunun dışında ikinci tedavimiz destek tedavidir. Çünkü bu hastaların belirli bir süre sonra çeşitli kas zaafları gelişiyor. Göz hareketleri, mesane fonksiyonları bu hastalıktan etkilenmiyor. Ancak konuşma bozukluğu, nefes alıp verme güçlüğü, kas güçsüzlüğü problemleri yaratabiliyor. Çoğunlukla iç organlarla ilgili problemler yaratmıyor ama nefes darlığı yutma güçlüğü, tüm kaslarda zaaf oluşturabiliyor.” dedi.

“Bu hastalıktaki en önemli yaklaşım; Hastaya çok iyi bakmaktır” diyen Uysal sözlerine şöyle devam etti: “Hasta yatalak kaldıktan sonra asıl bakımı başlıyor, solunum problemleri oluyor o yüzden mekanik vantilatörden destek alınabilir. Hasta bir mutsuzluk, huzursuzluğa giriyor ve hastalığın psikolojik yönetimi çok önemli. Hastalığa tanı koyduğumuz zaman mutlaka 45 dakika ile 1 saat boyunca ALS ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Çünkü hastaya bir yerde sen 3 yıl sonra öleceksin ve hastalığın tedavisi yok diyorsun. Her dakika, her saniye o kişiyle birisi gerçekten ilgileniyorsa hastaların ömrü çok uzun olabilir.”

Paylaş :

  • ilk yorum yapan siz olun..

  • Yorum Yapın